Fikrimin İnce Gülü Sarı Mercedes olunca

Ağaoğlu’nun sinemaya uyarlanan tek romanı olan Fikrimin İnce Gülü, Otobüs filminin yönetmeni Tunç Okan tarafından Sarı Mercedes ismiyle sinemaya uyarlandı. 1986’da yazar ve yönetmenin film için anlaşmalarından sonra film anca 1993’te bitirilebildi. İlyas Salman’ın başarılı oyunculuğuyla adından söz ettiren film, Ağaoğlu’nun önemli eleştirilerine maruz kalmıştı. Çünkü film romanın bütün politik arka planını yok etmişti.

Adalet Ağaoğlu’nu kaybettik. Ülkenin geçirdiği toplumsal dönüşümleri edebiyatın olanca kuşatıcılığı içinde anlattığı eserlerini bize armağan bırakıp bu zaman aralığını terk etti. Ağaoğlu, edebiyatın neredeyse bütün türlerinde eserler üretse de benim nazarımda o hep bir romancıydı. Ağaoğlu’nun şaşırtıcı biçimde sadece tek romanı sinemaya uyarlandı. Bu denli üretken, görsel bir dille ve ülkenin önemli dönüşümlerini resmeden bir yazarın sinemada belirgin bir ağırlığı olması gerektiğini düşünüyorum. Kendisi de ilk tecrübesinden yaşadığı talihsizlikten ötürü uyarlamalarına karşı biraz mesafeli davranmayı seçti sanırım.

Maden filminin yönetmeni Yavuz Özkan bir röportajında pek çok romanı sinemaya aktarmayı aklından geçirdiğini, bazıları için bir süre çalıştığını yazar. Özkan’a göre Nahit Sırrı Örik’in Kıskanmak, Adalet Ağaoğlu’nun Ölmeye Yatmak ve Bir Düğün Gecesi ve Vedat Türkali’nin Bir Gün Tek Başına romanları olağanüstü güzellikte film olabilecek eserlerdir. (Özkan, 2005: 56) Bir Gün Tek Başına’nın sinemaya taşınamama hikayesini başka bir yazıya konu etmiştim.

FİKRİMİN İNCE GÜLÜ’NDEN SARI MERCEDES’E

Adalet Ağaoğlu, ilk romanı Ölmeye Yatmak’ı 1973’te yayımlamıştı. İkinci romanı Fikrimin İnce Gülü 1976’da yayımlandığında dönemin güncel bir konusu olan gurbete çalışmaya giden Almancı vatandaşların dönüşümüne, yeni bir kimlik edinme süreçlerine odaklanmıştı. Roman 1981’de toplatılıp “Askeri kuvvetleri tahkir ve küçük düşürmek” suçlamasıyla davaya konu olmuştu. Esasen romanın ana gövdesini oluşturmayan, karakteri besleyen olgulardan biri olan araba meraklısı köylü Bayram’ın askerde cip şoförü olarak gördükleri ve yaptıkları üstünden bu davaya konu olmuştu.

Almanya’da otomobil fabrikasında işçi olan Bayram’ın aldığı yeni Mercedes ile köyüne gitme macerasının anlatıldığı romanda, geri dönüşlerle Bayram’ın geçmişi de okuyucuya sunuluyordu. 1975’de geçen romanda yollar Ecevit posterleriyle doluyken, askerliğinde de cip kullanan Bayram’ın 1971’deki sıkıyönetim dönemine denk gelen bu askerliğinde gördükleri ve yaptıkları da ülkenin yaşadığı baskıcı atmosferi de gözler önüne seriyordu. Edebiyatımızın ilk yol romanı sayılan Fikrimin İnce Gülü, dönemin fotoğrafını çekmeyi başarmış bir romandı. Statü edinme kaygısını, neredeyse yemek bile yemeyecek kadar kendini baskılayarak aldığı Mercedes’le yurda dönerek gidermeyi hedefleyen Bayram profili, romanın ana karakteriydi. Bencil, hırslı, kurnazlık peşinde koşan, yoksulluğunun acısını sistemle yüzleşerek değil de çevresini ezerek alt etmeyi hedefleyen köylü Bayram, Almanya’da BMW fabrikasında gurbetçi işçi Bayram olduğunda; artık sınıf atlamış, zafer elde etmiş yeni bir bireye dönüştüğünü hissediyordur. Tek eksiğiyse bu statüsünün toplumsal olarak onaylanması. Mercedes onun statüsünün somut temsilidir. Araba yolda bütün parlaklığını kaybedip de eğilip büküldüğünde Bayram’ın da umutları hırslarının içinde kaybolmuştur. Sevdiği kadın da onun bencil kişiliğini o Almanya’dayken keşfetmiştir. Yakın arkadaşının kağıtlarını tahrip ederek yola çıktığı gurbet yolculuğu, yıllık izninde yerle yeksan olur.

Ağaoğlu’nun sinemaya uyarlanan tek romanı olan Fikrimin İnce Gülü, Otobüs filminin yönetmeni Tunç Okan tarafından Sarı Mercedes ismiyle sinemaya uyarlandı. 1986’da yazar ve yönetmenin film için anlaşmalarından sonra film anca 1993’te bitirilebildi. İlyas Salman’ın başarılı oyunculuğuyla adından söz ettiren film, Ağaoğlu’nun önemli eleştirilerine maruz kalmıştı. Çünkü film romanın bütün politik arka planını yok etmişti. Film Gülşah Film’in resmi Youtube hesabından izlenebilir. (https://www.youtube.com/watch?v=JN2BVIRzJHM)

Bayram’ın köyde ilk gördüğü araba, köye gelen Demokrat Parti temsilcisinin kullandığı Fort’tur. Bayram, onu gördüğünden beri aklından dört ayaklıyı çıkarmaz olur. Filmde köye bir araba gelir ama kimin olduğu belli değildir. Romanda Bayram’ın askere gittiği 1971 sıkıyönetim döneminde ise Diyarbakır-Siirt Sıkıyönetim Komutanlığı’nda cip kullanıyordur. Askerdeyken koşullardan ötürü kendisinden kötü durumda olanlara üstünlüğünü tescil etmek için cipin ona sunduklarını kullanır. Hapishanenin önünde tutsaklara gösterir kendini ya da kaçakçılıktan yakalanan birini cipten indirirken nedensizce tekme atandır. Cip artık onun statü merakının ilk durağıdır. Devlet nizamında da olsa. Almanya’dan dönerken yollarda dört tarafı saran Ecevit posterleri de filmde yer alamaz. Film, bir dönem filmi değildir. Romanda BMW fabrikasında çalışan Bayram, filmde çöpçüye dönüştürülür. İlginç olansa sınırda BMW’de çalıştığını söylemesidir. Yönetmen uzun süren çekim sürecinde bir devamlılık problemi yaratmış belli ki.

Ağaoğlu filmi gördükten sonra yönetmen Tunç Okan’ı kıyasıya eleştirir:

Tunç Okan, yukarıdaki tanımlamaya göre adeta ‘zanaatkâr’ gibi davranarak romanı bir bütün hâlinde kavrama zahmetine girmemiş; sadece ilgisini çeken noktalar üzerinde durmuştur. Bir kişi olarak yazarın romanda yapmak istediklerini, onun anti-militer tavrını görmezden gelmiştir. Romanın en önemli figürlerinden biri olan Bayram’ı Bayram yapan siyasal, kültürel, politik ve ekonomik arka planı tamamen ihmal etmiştir. Dolayısıyla romandan geriye ana fikirden uzak bir yapıda Almanya’dan Türkiye’ye dönmekte olan bir gurbetçinin, Türk işçisinin komik maceraları kalmıştır.” (Topaloğlu, 91:2012).

Yetmişlerin oldukça ses getirmiş kitaplarından biri olan Fikrimin İnce Gülü üstüne Atillâ Özkırımlı başarılı bir tespitte bulunmuş: “Ağaoğlu kurtuluşu Almanya’da arayan binlerce Bayram’dan biri olan kişisinin gerçekliğini ne ölçüde başarıyla verebiliyorsa, yine onun gözüyle Türkiye’nin sağlıksız sosyo-ekonomik gelişimini aynı başarıyla çiziyor.” (Özkırımlı,9:1977) Tunç Okan’ın filmi bu ikili yapıyı tek boyuta indirip Bayram’ı oluşturan koşulları görmezden gelmeyi seçmiş. Yazarı memnun etmeyen bu denemeden sonra Ağaoğlu’nun hiçbir filmi sinemaya taşınmadı. Umarım sinemacılar Ağaoğlu’nun romanlarında kurduğu görsel dünyayı sinema diliyle yeniden inşa edecek projeler gerçekleştirebilirler.

ALINTILAR

Ertekin Akpınar (Haz.)(2005), 10 Yönetmen ve Türk Sineması. Yavuz Özkan Söyleşisi s.56, İstanbul: Agora Kitaplığı

Topaloğlu Yüksel (2012) Anka Kuşunun Gördükleri, Kesit Yayınları, İstanbul,s91

Özkırımlı Atillâ,(1977) Türk Roman ve Öyküsü Açısından Verimli Bir Yıldı, Cumhuriyet Gazetesi 1 Ocak, s9

Rıza Oylum

1984 İstanbul doğumlu. İstanbul Kültür Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde lisans, Trakya Üniversitesi’nde aynı alanda yüksek lisans eğitimi aldı. Varlık, Virgül, Agora, RadikalGenç, Birgün, Cumhuriyet Kitap, Film Arası, Kitapçı, Sendika.org, ve Edebiyathaber.net gibi farklı mecralarda sinema ve edebiyat merkezli metinler yayımladı. Uzakdoğu Sineması, Rus Sineması, Alman Sineması, Ortadoğu Sineması, Dünya Yönetmenlerinden Sinema Dersleri, Doksanlar, Dünya Yazarlarından Yazarlık Dersleri ve İran Sineması kitaplarını yazdı. Ulusal ve uluslararası festivallerde jüri, küratör ve yayın editörü görevlerinde bulundu. Türkiye’de ve yurtdışında ülke sinemaları üstüne konferanslar verip workshoplar yaptı. Halihâzırda bir vakıf üniversitesinde sinema tarihi dersleri veriyor. Seyyah Kitap’ın genel yayın yönetmenliğini sürdürüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Türk Sineması

Ay Büyürken Uyuyamam: Bir Kitaptan Üç Film

Ay Büyürken Uyuyamam’dan Adı Vasfiye (1985), Uzun Bir Gece (1986) ve Ay Büyürken Uyuyamam (2011) filmleri çekilmişti.

Devamını Oku
Türk Sineması

Uyarlanmayı Bekleyen Romanlar

2000 sonrasında ise sinema hareketlenmeye başlayınca edebiyat da adeta yeniden keşfedildi. Yeni uyarlamalar ortaya çıkmaya başladı. Ancak bazı eserler üstünde sıkça çalışılsa da bir türlü uyarlanamadı.

Devamını Oku
Türk Sineması

Dilâ Hanım: Balkan Zenginliğini Anadolu’ya Sıkıştıran Bir Uyarlama

Necati Cumalı (1921-2001); roman, öykü, tiyatro oyunu, şiir, deneme ve gezi yazısı üretimleriyle edebiyatımızın çok yönlü sanatçılarından biri. Sinemamızın da en önemli beslenme  kaynaklarından. Cumalı’nın eserlerinden Türk sinemasının başlangıcından 2018 yılına kadar 12 sinema filmi yapıldı.  Bu filmler; Boş Beşik (1952), Tütün Zamanı (1959), Susuz Yaz (1963), Boş Beşik (1969), Susuz Yaz (1973), Dilâ Hanım (1977), Derya Gülü (1979), Mine (1982), Tutku (1984), Dul Bir Kadın (1985), Adı Vasfiye (1985), Uzun Bir Gece (1986), Ay Büyürken Uyuyamam (2011) filmleriydi. Kimisi aslına sadık kimisi çeşitli değişiklikler barındıran bu uyarlamalardan bir olan Dilâ Hanım, Necati Cumalı’nın Makedonya 1900 isimli öykü kitabındaki Dilâ Hanım isimli eserin aynı isimli uyarlaması. Filmin yönetmeni Orhan Aksoy, senaristi ise Sefa Önal’dır.

Devamını Oku