Üçlü Bir Aşk Masalı: Ece, Mazhar ve İstanbul 

“Birlikte Öleceğiz”, ulusal sinemamızda cesaret edilmeyen bir anlayışla; erotizmden, melankoliye, politikadan kent sosyolojisine uzanan geniş bir nota zenginliğinde ritmini bozmayan usta bir müzisyeni hatırlatan, içine girmesi kolay olmayan fakat ruhuna ortak olunduğunda unutulmayacak bir deneyim sunan üstün bir sinema deneyimi sunuyor. 

Hakkı Kurtuluş ve Melik Saraçoğlu’nun birlikte yazıp yönettikleri “Birlikte Öleceğiz” (2021) MUBI’de yayınlanmaya başladı. “Birlikte Öleceğiz”, ilk gösterimini 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yapmış, daha sonra nisan ayında 41. İstanbul Film Festivali’nde gösterilmişti. Sonrasında ise kayıplara karışmıştı. Son dönemde çok sayıda festival filmi gibi “Birlikte Öleceğiz” de sinema salonlarında ticari gösterime çıkmadan dijital ekranda seyirciyle buluşmuş oldu. 

MODERN BİR ŞEHİR AŞKI 

Ece ile Mazhar’ın İstanbul fonunda yaşadıkları aşkı anlatan “Birlikte Öleceğiz”de; Mazhar’ın, arkadaşının sevgilisiyken Ece’yle tanışmasıyla başlayan yasak aşkları giderek kurumsallaştıkça, birliktelikleri imkansızlığın kıyısında gezinerek sancılı ama tutkulu bir halde devam edecektir. Aşkın sarsıcı etkilerini resmeden film, ikilinin gelgitler yaşayan iletişimlerini 160 dakikaya varan bir sürede anlatan Hong Konglu yönetmen Wong Kar-Wai’nin “Aşk Zamanı” filmini hatırlatan incelikli bir çalışma. 

İSTANBUL FİLMİ 

Bazı yönetmenlerin çektikleri filmlerde, filmin geçtiği mekânı es geçmeyen, adeta mekânı bir karakter olarak hikâyeye yediren ustalıklı bir yaklaşımı vardır. Oscarlı “Drive My Car” filminde yorgun bir şehir olan Hiroşima’nın filmin ruhuna ortak olması, Tom Tykwer’in yönettiği doksanların kült Alman filmi “Koş Lola Koş”un Berlin’le kurduğu eşsiz bağ ya da “Gurbet Kuşları”nın bir Beyoğlu filmi olması gibi “Birlikte Öleceğiz” de gerçek bir İstanbul filmi. İstanbul’un suretinden, bu sureti yaratan Galata’dan Sultanahmet’e ya da iki âşığın belirlediği ‘Çok Güzelsin Dur Gitme’ köşesine kadar İstanbul’u İstanbul yapan bilindik mekanlarından en kuytu köşelerine kadar İstanbul; filmin ruhunu oluşturan yegâne unsur olarak izleyicilere ilk sahneden son sahneye kadar eşlik eder. 

BİREYSEL BİR AŞKIN ARKA PLANINDA TOPLUMSAL BİR DÖNÜŞÜM 

Hakkı Kurtuluş ve Melik Saraçoğlu’nun en politik filmi “Birlikte Öleceğiz”. Yönetmenler bir aşkın olanca sancılarını, mutluluklarını ve mutsuzluklarını verirken arka planda ülkede yaşanan dönüşümü, tutuculuğu, muhafazakarlaşan devletin dönüşümünü yok saymıyorlar. Eğitimden sağlık sistemine, azınlıklardan çok olanlara toplumun katmanlı yapısını es geçmeyen, ince ince bir ilmek gibi resmederek, yavaş yavaş vücuda yayılan dozunda ama keskin bir ilaç gibi filme yedirmişler. Yönetmen Melik Saraçoğlu filmdeki bu politik arka planı, Altyazı dergisinden Berke Göl’e verdikleri röportajda gastronomik bir benzetmeyle tanımlar: 

Bir devrin sona erip yeni bir devrin başlayayazdığı, belirsizliğin ve karmaşanın hâkim olduğu “ilginç” zamanlarda yaşıyoruz. Ve böyle fırtınalı bir dönemde, bir çiftin zaman ve mekândan dayak yemeden kendini soyutlayarak özgürce aşklarını yaşaması pek mümkün olamıyor. Bu yüzden, bu zaman ve bu coğrafyada geçen bir aşk filmi yapıyorsak “şehirlilere uygun” steril bir kebaptansa, acısı, isotu, soğanı, sarımsağı, kuyruk yağı bol bir Adana kebabı yapmayı denemek bize daha doğru ve ahlaklı geldi. Ne kadar başarılı olduğumuz izleyiciye kalmış. 

“Birlikte Öleceğiz”, 90 dakikalık film süresinin adeta yazılmamış bir kuralmışçasına kabul edildiği günümüzde, 160 dakikaya uzanan süresiyle izlenirken bırakılacak, birkaç seansta bitirilecek ya da hiç izlenmeyecek ancak ustalıklı kurgusu, başarılı fon müzikleri, estetik sanat yönetimi ve sinematografisiyle süresinin yarattığı dezavantajı aşabilen bir yapısı var. 

Film, ulusal sinemamızda cesaret edilmeyen bir anlayışla; erotizmden, melankoliye, politikadan kent sosyolojisine uzanan geniş bir nota zenginliğinde ritmini bozmayan usta bir müzisyeni hatırlatan, içine girmesi kolay olmayan fakat ruhuna ortak olunduğunda unutulmayacak bir deneyim sunan üstün bir sinema deneyimi sunuyor. Hikâyesi; uzunluğundan ve alışkın olmadığımız bir düzlemde ilerleyen kurgusundan ötürü biraz karışık ve dağınık bulunabilir ama esasen belli bir ritmi ve bütünlüğü olan kendine has bir estetikle inşa edilmiş takdir edilmeyi hak eden bir İstanbul filmi “Birlikte Öleceğiz.” 

Rıza Oylum

1984 İstanbul doğumlu. İstanbul Kültür Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde lisans, Trakya Üniversitesi’nde aynı alanda yüksek lisans eğitimi aldı. Varlık, Virgül, Agora, Cumhuriyet Kitap, Film Arası, Kitapçı ve Edebiyathaber.net gibi farklı mecralarda sinema ve edebiyat merkezli metinler yayımladı. Uzakdoğu Sineması, Rus Sineması, Alman Sineması, Ortadoğu Sineması, Dünya Yönetmenlerinden Sinema Dersleri, Doksanlar, Dünya Yazarlarından Yazarlık Dersleri, İran Sineması ve Film Gibi Geçti-Ediz Hun kitaplarını yazdı. Ulusal ve uluslararası festivallerde jüri, küratör ve yayın editörü görevlerinde bulundu. Türkiye’de ve yurtdışında ülke sinemaları üstüne konferanslar verip workshoplar yaptı. Halihazırda Üsküdar Üniversitesi’nde öğretim görevlisi, Gazete Duvar’da köşe yazarı ve Seyyah Kitap’ın genel yayın yönetmeni olan Oylum; Türkiye PEN Yazarlar Derneği, FIPRESCI (Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu) ve FEDERO (Avrupa ve Akdeniz Film Eleştirmenleri Federasyonu) Üyesidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Film Kritikleri

Asteroit Şehir: Wes Anderson’dan Postmodern Bir Deneyim

Wes Anderson’ın yeni filmi “Asteroit Şehir”, 16 Haziran’da sinemalarda gösterime girdi. “Asteroit Şehir”, ilk gösterimini mayıs ayında Cannes Film Festivali’nde yapmıştı. Cannes’dan sonra hızlıca vizyonda karşımıza çıkan film, Tom Hanks, Margot Robbie, Jason Schwartzman, Scarlett Johansson, Jeffrey Wright, Tilda Swinton, Bryan Cranston, Edward Norton, Adrien Brody, Liev Schreiber, Hope Davis, Stephen Park, Rupert Friend, Maya […]

Devamını Oku
Film Kritikleri

Yoksulluğun ‘Mülk’le İmtihanı

Nisan ayında yapılan 42’nci İstanbul Film Festivali’nde farklı ülke sineması örneklerini takip etmek mümkün oldu. Bu yıl 84 ülkeden 160 yönetmenin filmleri gösteriliyor. Bu zenginliğin en iyi tarafı yeni yönetmenler keşfetmek oluyor. Belki bir daha beyazperdede görme imkânı olmayacak filmler, festival vesilesiyle karşımıza çıkıyor. Böylece farklı ülkelerin sinema yaklaşımlarını, konu çeperlerini görmüş oluyoruz. Bu keşif […]

Devamını Oku
Film Kritikleri

John Wick Dünya Turunda

Son 10 yılın en ses getiren aksiyon serisi olan “John Wick”in 4’üncü bölümü, 22 Mart’ta vizyona girdi. 3’üncü bölümde High Table örgütüne olan bağlılığı sona ererek güvenlik koruması kaldırılan John Wick, bu bölümde özgürlüğünü elde etmeye çalışıyor. Film, 100 milyon dolara dayanan bütçesiyle bonkör bir dünya şehirleri seyri sunuyor. Bu filmde John Wick’in yakalanması için […]

Devamını Oku